Anasayfa  ›  İçerik Yazımı

İçerik Yazımı

İçerik yazımı, adayı hiç görmemiş okuru hesaba katar: mesafelerin ve sürelerin nasıl yazılacağı, kiralık ev ilanının cevaplaması gereken sorular, kapalı aylarda siteye konacak yazı ve öğrenci sayfasını okuyan veli.

Telefon ekranı: İçerik Yazımı

İçerik Yazımı Bir Bölgeyi Hiç Görmemiş Okura Mesafeleri ve Süreleri Nasıl Anlatır?

İskele’de deniz kıyısındaki bir tatil köyünün sayfasında tek satır durur: “Denize beş dakika.” Yazan için cümle tamdır; o yolu her gün yürür. Uzaktan, başka bir ülkeden okuyan misafir ise bilemez: beş dakika yürüyerek mi, arabayla mı, yoksa kuş uçuşu mu? Nereden başlar, nerede biter? İçerik yazımı bu satırı, oraya hiç gelmemiş birinin gözüyle baştan kurar.

Yöreyi bilen okur eksik cümleyi kendisi tamamlar: hangi yoldan inildiğini, yolun nerede dikleştiğini bilir. Bilmeyen okur tamamlayamaz; ya iyimser bir tahmin yürütür ya da sayfayı kapatır. İyimser tahmin daha pahalıya patlar: misafir beş dakikayı yürüyüş sanıp gelir, arabasız kalır ve hayal kırıklığını ilk akşam yorumuna yazar. Sayfanın açık bıraktığı her boşluğu okur kendi lehine doldurur.

Bu yüzden süre tek başına yazılmaz; yanında üç şey durur: nasıl gidildiği, nereden başlandığı, nereye varıldığı. “Resepsiyondan kıyıya, yürüyerek” bir cümledir; “en uzak odadan, servisle” başka bir cümle. Servis varsa hangi saatlerde kalktığı da eklenir. Araç kiralayacak misafire bir not daha düşülür: Kıbrıs genelinde trafik soldan akar; buna alışık olmayan sürücü ilk gün aynı yolu daha uzun sürede alabilir.

Yer adları için de ölçü aynıdır. “Eski değirmenin oradan dönün” cümlesi yalnızca değirmeni bilene yol gösterir. Yabancı okur haritada ve yolda görebileceği şeylere tutunur: ana yol, kıyı, havalimanı, feribotun yanaştığı liman, kampüsün ana kapısı. Yörenin adı yine yazılır; okur onu arama kutusuna yazabilir. Yanına, o adı ilk kez duyan birinin de tanıyacağı bir işaret konur.

Süre masa başında tahmin edilmez; yolu işletmenin kendisi yürür, arabayla da gider ve saate bakar. Bulunan süre aşağı yuvarlanmaz: yedi dakika tutan yol sayfada beş dakika olmaz. İnişi kolay, dönüşü yokuş olan patika iki ayrı süreyle yazılır. Gece aydınlatması bulunmayan bölüm ve çocuk arabasıyla geçilemeyen basamaklar da söylenir. Olduğundan kısa yazılan yol, misafirin ilk akşamını bozar.

Küçük bir harita cümlenin yanına konur, yerine değil: harita yolu gösterir; yokuşu, servisi ve gecenin durumunu söylemez. Son iş tutarlılıktır. Sitede yazan süre, odaların satıldığı rezervasyon platformlarındaki sayfada ve rezervasyon onayı olarak giden mesajda da aynı olmalıdır. Üç yerde üç ayrı rakam gören misafir hiçbirine güvenmez. İçerik yazımı bu yüzden süreyi bir kez saptar, sonra her yere aynı cümleyle taşır.

Kiralık Bir Evin İlan Metni Hangi Soruları Cevaplamadan Yayımlanmamalıdır?

Güzelyurt’ta kiralık bir dairenin ilanını, oğlunu ilk kez uzağa gönderecek bir baba başka bir ülkeden okur. Metin üç sözcükten ibarettir: “Ferah, merkezi, eşyalı.” Veli üçünü de beğenir, hiçbirinden bir şey öğrenemez. Kaç oda var, kaçıncı kat, kampüse nasıl gidiliyor? Soracak kimseyi tanımaz; aradaki saat farkı yüzünden telefon da edemez. Üç sıfat ona tek bir cevap vermemiştir.

Bir ilan metni yayımlanmadan önce belli soruları cevaplamış olmalıdır. İlki evin kendisidir: kaç oda var, hangisi yatak odası, salon mutfakla birleşik mi, balkon var mı? Büyüklük yalnızca rakamla değil, sözle de anlatılır: “Yatak odasına çift kişilik yatak ile bir çalışma masası sığar.” Sonra kat gelir: daire kaçıncı katta, binada asansör var mı? Valizle gelecek biri bunu bilmek ister.

“Eşyalı” sözü herkese başka bir ev düşündürür. Metin eşyayı tek tek sayar: yatak, dolap, çalışma masası, buzdolabı, ocak, çamaşır makinesi, klima; olmayanı da söyler. Faturalar için de aynı açıklık gerekir: su, elektrik, internet ve bina aidatından hangileri kiranın içindedir, hangilerini kiracı ayrıca öder? İnternet bağlı mı, yoksa kiracı mı bağlatacak? Öğrenci için bu soru çoğu zaman eşyadan önce gelir.

Para konusu, tutar yazılmadan da anlatılabilir. Depozito isteniyor mu, hangi koşulda geri veriliyor? İlk ödeme nasıl yapılıyor: aylık mı, dönemlik mi, yıllık peşin mi? Kira hangi para birimiyle konuşuluyor, hangisiyle ödeniyor? Ardından süre yazılır: ev en kısa ne kadar süreyle kiralanır, hangi günden başlayarak boştur? Yalnızca yaz okuluna gelecek öğrenci ile dört yıl kalacak olan aynı ilanı okur.

Uzaklık da sıfatla geçiştirilmez. “Merkezi” yerine, kampüsün kapısına ya da en yakın otobüs durağına ne kadar sürede ve nasıl gidildiği yazılır: yürüyerek mi, otobüsle mi? Son otobüsün kaçta kalktığı, velinin sormayı akıl edemeyeceği ama öğrencinin her akşam yaşayacağı bir bilgidir. Metnin sonunda bir insan durur: kiminle konuşulacak, hangi saatlerde, hangi dillerde? Kendi dilinde yazışabilen veli daha rahat karar verir.

Geriye üç kural kalır. Sıfatın yerine olgu yazılır: “ferah” değil, “salonun iki penceresi sokağa bakar”. Fotoğraflar bu yıl çekilmiş olmalıdır; üç yıl önceki koltuk artık o evde durmuyorsa kare yanıltır. Ev kiralandığı gün ilan yayından iner; yayında kalacaksa ne zaman boşalacağı metnin başına yazılır. İçerik yazımı, bir ilanı bu soruların hepsi cevaplanmadan bitmiş saymaz.

Mevsimlik Bir İşletme Kapalı Olduğu Aylarda Sitesine Ne Yazar?

Girne’de dalış eğitimi veren ve tekne turu düzenleyen bir büro kasımda kapısını kilitler. Sitesi ise açık kalır ve ağustostan kalma bir satırı göstermeyi sürdürür: “Bu hafta sonu iki tur, son yerler.” Ocakta sayfaya gelen biri yer ayırtmak ister; o hafta sonunun aylar önce geçtiğini hiçbir satır söylemez. Arar, telefon uzun uzun çalar. Büronun kapalı olduğunu site değil, sessizlik bildirir.

Oysa kapalı aylar, gelecek sezonun müşterisinin okuduğu aylardır. Tatilini aylar öncesinden kuran aile, dalış belgesi almak isteyen öğrenci, düğün günü için tekne soran çift kararını çoğu zaman kış ortasında verir. O gün sayfada gördüğü şey geçen yazın artığıysa iki sonuçtan birine varır: ya bu iş bırakılmıştır ya da kimse ilgilenmiyordur. İkisi de yanlıştır; ama sayfa başka bir şey söylememektedir.

Kapalı aylarda sayfanın en üstünde üç açık cümle durur. Birincisi durumu söyler: şu an kapalıyız. İkincisi tarihi verir: hangi ayda açılacağız; gün belli değilse “ilkbaharda açılıyoruz, tarihi burada duyuracağız” demek yeter. Üçüncüsü bugün ne yapılabileceğini anlatır: soru sorulabilir, yer ayırtılabilir ya da tarihler açıldığında haber verilmesi için bir adres bırakılabilir. Ziyaretçi kapalı kapıdan eli boş dönmemelidir.

Geçen sezondan kalanlar da ayıklanır. Günü geçmiş turlar, biten kampanyalar ve o yazın fiyatları ya kaldırılır ya da üzerine geçmişe ait olduğu yazılır: “Geçen sezonun programı; yenisi hazırlanıyor.” Eski fiyatı bugünün fiyatı sanan müşteri, ilkbaharda başka bir rakam duyunca kendini aldatılmış sayar. Eski programı bütünüyle silmek de gerekmez; ne tür turlar düzenlendiğini gösterdiği için işe yarar bir örnektir.

Kapalı aylar yazmanın da zamanıdır. Sezon ortasında kimsenin oturup anlatmaya vakti olmaz; kışın ise sorular hâlâ akıldadır. En çok sorulanlar o aylarda yazıya dökülür: yüzme bilmeyen tura katılabilir mi, çocuklar için yaş koşulu var mı, yanına ne almalı? İlk kez gelecekler için ayrı bir sayfa hazırlanır. Mevsimlik bir işletmede içerik yazımı çoğu zaman bu nedenle kapının kapalı olduğu aylara düşer.

Son olarak sayfa, kapalı aylarda mesajları kimin okuduğunu ve ne sıklıkla baktığını söyler. Gün ve saat sözü vermek gerekmez; “Mesajlara haftada birkaç kez bakıyoruz” cümlesi beklentiyi kurmaya yeter. Telefona bakılmıyorsa numaranın yanına bu yazılır. Aynısı Güzelyurt’ta narenciyesini yalnızca hasat aylarında satan üretici için de geçerlidir: sipariş alınmayan aylarda sayfa bunu açıkça söyler ve ne zaman yeniden alınacağını yazar.

Öğrenciye Yazılan Bir Sayfada Velinin de Okuyacağı Hesaba Nasıl Katılır?

Gazimağusa’da özel bir öğrenci yurdunun sayfası on sekiz yaşındaki okura seslenir: “Kampüse iki adım, sosyal alanlar, hızlı internet.” Sayfayı öğrenci açar, beğenir, bağlantıyı ailesine yollar. Ücreti ödeyecek olan veli ise başka bir ülkede, başka sorularla okur: gece kapıda kim var, çocuğum hastalanırsa kimi ararım, neye ne zaman ödeme yapacağım? Sayfa bu soruların hiçbirine değinmemiştir.

Kullanan ile ödeyen ayrı kişiler olduğunda sayfanın iki okuru vardır ve ikisi de karar verir. Öğrenci “burada kalmak istiyorum” der; veli “olur” ya da “olmaz”. Yalnızca öğrenciye yazılan sayfa ilk kararı alır, ikincisini şansa bırakır. Yalnızca veliye yazılan sayfa ise yönetmelik gibi okunur ve öğrenciyi kaçırır. İçerik yazımı bu iki okuru aynı sayfada, birbirine karıştırmadan ağırlar.

Öğrencinin soruları gündelik hayata dairdir. Dersliğe kaç dakikada varırım, otobüs var mı? İnternet odada da çekiyor mu? Odayı kiminle paylaşacağım, oda arkadaşımı seçebilir miyim? Mutfak ortak mı, çamaşırı nerede yıkarım? Arkadaşım ziyarete gelebilir mi, gece en geç kaçta girebilirim? Sayfanın üst bölümü bunları cevaplar; kısa cümlelerle, kuralı saklamadan. Sonradan öğrenilen kural, baştan okunan kuraldan daha çok kızdırır.

Velinin soruları başkadır ve onlara ayrı bir bölüm açılır; başlığı da açıktır: “Veliler için.” Binaya kimler girebiliyor, gece sorumlu olan kim, ona hangi numaradan ulaşılır? Ücretin içinde neler var, ayrıca ne ödenir, ödemeler hangi aylarda yapılır? Öğrenci dönem ortasında ayrılırsa ne olur? Bu bölümde slogan bulunmaz. “Güvenli ve huzurlu bir yuva” demek yerine kapının nasıl açıldığı anlatılır.

İki bölüm birbirinin yolunu kesmez: veli kendi başlığına tek dokunuşla iner, öğrenci onu okumak zorunda kalmaz. Gece giriş saati gibi iki tarafı da ilgilendiren kurallar iki yerde aynı cümleyle yazılır. Veli bölümü ailelerin okuduğu dillerde de bulunur; çeviriyi o dilde yetişmiş biri gözden geçirir. Yurdun yapmadığı hiçbir şey yazılmaz: gece görevlisi yoksa “yirmi dört saat gözetim” cümlesi sayfaya girmez.

Velinin cevap bulamadığı yer, sayfanın ışık geçirmeyen yeridir. Kumaş seçen biri topun ucunu ışığa kaldırır; seyrek dokunmuş yeri el duymaz, göz görür. Sitenizi biz de öyle ışığa tutarız: dışarıdan, şifre sormadan. Okurun aradığını göremediği her yer bir gölgedir ve üç notla yazılır: nereye düştüğü, neyi gizlediği, onayınıza gelen hangi ayın gölge listesinde kaldırılacağı. Sitenizin adresini yazın; ışığa tutmanın ücreti yoktur.

Sıkça Sorulan Sorular
Tatil köyümüzden kıyıya inmek kolay ama dönüş yokuş; bunu sayfada söylersem rezervasyon azalmaz mı?

Rezervasyonu azaltan yokuş değil, yokuşun ilk akşam öğrenilmesidir. İnişi ve çıkışı ayrı ayrı yazın, servis varsa saatlerini ekleyin. Yokuşu dert etmeyen misafir yine gelir; dizinden rahatsız olan ise önceden sorar ve ona uygun odayı önerirsiniz. Böyle bir yolda kötü yorum, yolun kendisinden çok yazılmamış olmasından doğar.

Fotoğraf eşyanın o gün orada durduğunu gösterir, kiraya dâhil olduğunu söylemez. Listeyi kısa tutmanın yolu oda oda yazmaktır: yatak odasında ne var, mutfakta ne var. Olmayanı da ekleyin; çamaşır makinesi yoksa kiracı bunu taşındığı gün değil, ilanı okurken öğrenmelidir. Uzun ama açık bir ilan, kısa ve soru doğuran ilandan daha az telefon ister.

Ciddiyetsiz görünen, cevabı ne zaman geleceği belli olmayan formdur. “Kış aylarında mesajlara pazartesi günleri bakıyoruz” diyen satır beklentiyi baştan kurar; yazan kişi bir hafta bekleyeceğini bilir ve başka yere gitmeden önce sizi bekleyebilir. Söylediğiniz günü tutun; tutamayacaksanız daha geniş bir aralık yazın. Açılış ayını da aynı satıra ekleyin.

Öğrenciyi vazgeçiren bölümün varlığı değil, dilidir. Yasak listesi gibi yazılmış bir bölüm iter; “gece kapıda bir görevli bulunur, giriş kartla yapılır” gibi düz bir bilgi itmez. Öğrenci çoğu zaman kendi bölümünü okur. İki bölümün birbirini tutması yeter: öğrenciye serbest, veliye sıkı görünen bir yurt ikisinin de güvenini yitirir.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.