Anasayfa › Site İçi SEO
Site İçi Seo
Site içi SEO, sayfanın kime, hangi dilde ve hangi adla konuştuğunu düzenler: aynı sayfada yan yana duran iki dil, para birimi ve tarihi yazılmamış fiyat, iki adı olan yerler ve adaya yeni gelenlerin ilk hafta sorduğu sorular.
Site İçi SEO İki Dilin Aynı Sayfada Yan Yana Durmasını Neden İstemez?
Bir dalış okulunun “Dalış Turları” sayfasında her paragraf iki kez yazılmıştır: önce Türkçesi, hemen altında İngilizcesi. Başlık da iki dillidir; iki yarısını bir eğik çizgi ayırır. Okulun sahibi iyi niyetlidir: iki misafir de aynı sayfada kendi dilini bulsun istemiştir. Site içi SEO bu düzeni istemez; çünkü iki dilin alt alta durduğu sayfa hem iki okuru hem arama motorunu yarı yolda bırakır.
Önce okura bakalım. Türkçe okuyan kişi her paragraftan sonra, okumayacağı bir paragrafı atlamak zorundadır; öteki dilde okuyan da öyle. Sayfanın boyu ikiye katlanır; telefonda dalış saatlerine varmak için iki kat kaydırmak gerekir. Fiyat tablosu, uyarılar ve “yanınıza ne almalısınız” listesi ikişer kez görünür. İki okur da sayfanın yarısını kendisine yazılmamış bulur ve aradığı satırı bulmakta zorlanır.
Arama motoru her sayfa için bir karar verir: bu sayfa hangi dilde? Kararını sayfanın kodundaki, yani ziyaretçinin görmediği satırlardaki bir işarete göre değil, ekranda okunan yazıya göre verir. İki dilin yarı yarıya paylaştığı sayfada bu karar güçleşir, yanlış da çıkabilir. Türkçe arayana öteki dilde başlayan bir sonuç satırı gösterilebilir ya da tersi olur. Google da çevirilerin aynı sayfada yan yana verilmemesini önerir.
Sayfanın başlığı ile kısa açıklaması, yani sonuç listesinde adresinizin yanında beliren iki satır, ancak tek dilde yazılabilir. İki dili birden sığdırmaya çalışan başlık yarısında kesilir; arayan kişi kendi dilindeki yarıyı hiç görmeyebilir. Sayfayı dinleyenler de vardır: ekrandaki yazıyı seslendiren programlar çoğu zaman sayfanın kodunda bildirilen tek dile göre okur, öteki dildeki paragraflar anlaşılmaz bir sesletimle çıkar.
Çözüm sayfaları ayırmaktır: her dile kendi sayfası. Türkçesi bir adreste, öteki dildeki başka bir adreste yaşar; aralarında, görünür bir yerde, öteki dilin adını taşıyan bir bağlantı bulunur. Menü, düğmeler ve en alttaki bilgi şeridi de sayfanın dilini izler. İki dilde kalabilecek şeyler azdır: işletmenin adı, bir dalış noktasının adı gibi özel adlar ve kapıdaki tabelada da duran kısa bir karşılama sözü.
Yarım çevrilmiş sayfa aynı kusurun ağır çekimidir: başlık çevrilmiş, form Türkçe kalmış, fiyat notu unutulmuştur. Hangi sayfada hangi dilin durduğu dışarıdan görülür. İlk işimiz siteyi ışığa tutmaktır; banknotu ışığa kaldıran kasiyer, parmağın fark etmediğini görür. Site içi SEO için de site şifre istenmeden, ücretsiz ve dört yanından ışığa tutulur; yanlardan biri sayfaların içeriğidir ve dillerin karıştığı her sayfa orada not edilir.
Fiyatın Hangi Para Biriminde ve Hangi Tarihte Geçerli Olduğu Sayfada Nasıl Yazılır?
Lefkoşa’da bir emlak ofisinin sitesinde, satılık bir dairenin fotoğraflarının altında tek bir rakam durur. Yanında para birimi yazmaz; ilanın hangi gün girildiği de belli değildir. Şehirde oturan alıcı rakamı kazandığı parayla okur; yurt dışından bakan alıcı ise kendi alıştığı parayla. İkisi de ofisi arar ve ikisi de şaşırır: biri fiyatı sandığından yüksek bulur, öteki sandığından düşük.
Sayfadaki bir fiyat aslında üç bilgidir: rakam, para birimi ve o rakamın geçerliliğinin bittiği gün. Biri eksikse kalan ikisi güven vermez. Kıbrıs genelinde fiyatlar birden çok para biriminde konuşulur; böyle bir yerde rakam tek başına hiçbir şey söylemez. Üç bilgi aynı satırda, yan yana durmalıdır. Para birimini sayfanın dibindeki bir açıklamaya bırakmak, onu hiç yazmamakla aynı sonucu verir.
Para birimi ya adı açıkça yazılarak ya da üç harfli uluslararası koduyla belirtilir. Yalnızca simge koymak yetmeyebilir: kimi simgeleri birden çok ülkenin parası kullanır ve başka bir ülkeden bakan kişi kendi parasını anlar. Rakam bir cümlenin içinde geçiyorsa para birimi o cümlede yinelenir. Arama motoru sayfadan tek bir satırı alıp sonuçlarda gösterebilir; o satır yalnız kaldığında da doğru okunmalıdır.
Tarih için tek cümle yeter: “Bu fiyat şu güne kadar geçerlidir” ya da “şu gün güncellendi.” Ayın adı rakamla değil, sözcükle yazılır. Ardından fiyatın neyi kapsadığı sözle anlatılır: vergiler içinde mi, devir sırasında ödenecek harçlar ve aracılık bedeli ayrıca mı? “Şu rakamdan başlayan” fiyatlar da öyle olduklarını açıkça söyler; en küçük dairenin fiyatını bütün yapının fiyatı gibi göstermek ilk telefonda anlaşılır.
Fiyat sık değişiyorsa iki şey gerekir: sayfada görünen bir tarih ve o sayfayı güncelleyen tek bir kişi. Herkese bırakılan güncellemeyi çoğu zaman kimse yapmaz. Yayında unutulmuş eski bir fiyat, hiç yazılmamış bir fiyattan pahalıya gelir: müşteri o rakamı aklında tutarak arar ve ilk konuşma bir özürle başlar. Güncellenemeyecek rakam yerine “bugünkü fiyat için yazın” demek daha dürüsttür.
Fiyatlar tabloyla veriliyorsa para birimi her satırda rakamın yanında yinelenir. Telefonda tablo kaydırılınca üstteki başlık ekrandan çıkar; ekran görüntüsü alınıp birine gönderilen tek satır da başlığını yanında götürmez. Site içi SEO için yapılan ücretsiz ışığa tutmada para birimi ya da tarihi eksik her fiyat bir gölge olarak yazılır; yanında yeri, müşteriden sakladığı şey ve kaldırılacağı ay durur.
Aynı Yerin İki Adı Varsa Sayfa Hangisini Kullanmalıdır?
Bir lokantanın tabelasında “Mağusa” yazar; sitesinin başlığında ise “Gazimağusa”. Menüde, fişte ve garsonların ağzında kısa olan, resmî yazılarda uzun olan geçer. Yurt dışından gelen bir misafir ise şehri, elindeki gezi kitabının kullandığı üçüncü bir adla arar. Üç ad da aynı sokağa, aynı masaya çıkar. Soru şudur: lokantanın sayfası bu adlardan hangisiyle konuşmalıdır?
Yerlerin çoğu zaman birden çok adı olur: belgelerde ve levhalarda geçen uzun ad, gündelik konuşmadaki kısa ad, başka dillerde yerleşmiş adlar. Hangisinin kullanılacağı, kişinin nereden baktığına bağlıdır: burada yaşayan kısa adı söyler, resmî bir iş için gelen uzun adı, uzaktan gelen ise kendi dilinde öğrendiğini. Sayfa için önemli olan tek şey, sizi arayan kişinin arama kutusuna hangisini yazdığıdır.
Bunun cevabı masa başında bulunmaz; misafirlerin kendi sözlerinde durur. Size yazdıkları mesajları ve bıraktıkları yorumları okuyun: şehri hangi adla anıyorlar, başka dilde yazanlar hangisini kullanıyor? Google, site sahiplerine sitelerinin hangi sözcüklerle arandığında göründüğünü gösteren parasız bir döküm verir; iki adın satırları orada alt alta durur. Haritayı açıp şehrin üstünde hangi adın yazdığına bakmak da fikir verir; yol tarifi alan kişi o adı görecektir.
Arayanların çoğunun yazdığı ad, sayfanın en görünür iki yerine konur: başlığa ve açılış cümlesine. Öteki ad silinmez; ilk paragrafta, yeri gelince bir kez geçer: “Mağusa’dayız; haritada ve resmî yazılarda Gazimağusa diye geçen şehirde, limanın yakınında.” Böylece şehri öteki adıyla bilen de yanlış kapıyı çalmadığını görür. Tabelanın siteyle aynı adı taşıması gerekmez: tabela kapıya gelmiş olana, sayfa ise henüz yola çıkmamış olana konuşur.
Başka bir dilde yazılmış sayfada o dilin okurunun bildiği ad kullanılır. Türkçe ad da bir kez, yol levhalarında görüleceği biçimiyle eklenir ki misafir geldiğinde levhaları tanısın. Adres satırı ise yoruma yer bırakmaz: postanın ve haritanın yazdığı biçimde, her sayfada aynı harflerle durur. Kısa ad kulağa sıcak gelebilir; adres satırında yine de resmî yazılış kullanılır.
Yapılmaması gereken, her ad için ayrı sayfa açmaktır. Biri “Mağusa lokanta”, öteki “Gazimağusa lokanta” aramasına göre kurulmuş iki sayfa birbirinin eşidir ve birbirinin önünü keser; tek, dolu bir sayfa ikisine de cevap verir. Site içi SEO gölge listesinde her satırın karşısında kaldıracağı gölge yazar; önce kapıdaki gölge, yani başlıktaki ad gelir. Onaylamadığınız hiçbir sayfaya dokunulmaz.
Yeni Gelen Birinin İlk Hafta İçin Sorduğu Sorular Hangi Sayfada Toplanır?
Güzelyurt’ta kampüse yakın bir kırtasiye ve telefon dükkânı her eylülde aynı haftayı yaşar. Kapıdan giren öğrenciler adaya o hafta gelmiştir ve hepsi aynı on soruyu sorar: hat nereden alınır, getirdiğim telefon burada çalışır mı, şarj aletim prize uyar mı, ders notlarının çıktısı nerede alınır? Tezgâhtaki genç akşama kadar aynı cevapları verir. Dükkânın sitesinde ise bu soruların hiçbiri yoktur.
Kıbrıs genelinde üniversitelere her yıl pek çok ülkeden öğrenci gelir; iş için taşınanlar, uzun süre kalmaya gelen misafirler de vardır. Yeni gelen kişi ürün adıyla aramaz, çünkü neye ihtiyacı olduğunu henüz bilmez; soruyla arar. Arama kutusuna “öğrenci hattı nasıl alınır” ya da “ilk gün ne lazım” yazar. Ürün sayfalarınız bu aramalara cevap vermez; onlar ne istediğini bilen müşteriye yazılmıştır.
Bu yüzden ilk hafta için ayrı bir sayfa yazılır. Sorular, yeni gelenin onlarla karşılaştığı sırayla dizilir: indiği gün, ilk sabah, derslerin başladığı gün. Her soru bir ara başlıktır; altında iki üç cümlelik cevabı durur. Daha fazlasını isteyen için cevabın sonunda, konuyu ayrıntısıyla anlatan sayfaya giden bir bağlantı bulunur: hat paketleri, çıktı ve ciltleme, şarj aletleri.
Sayfaya yalnızca işletmenin gerçekten bildiği ve güncel tutabileceği şeyler girer. Kırtasiyeci hattı, şarj aletini, çıktıyı bilir; otobüs saatlerini ya da kayıt işlemlerini bilmez, o sorular için okulun kendi sayfasına yol göstermek yeter. Sayfanın tepesinde hangi dönem için yazıldığı ve son olarak ne zaman elden geçirildiği yazar. Okurların çoğu Türkçe bilmiyorsa aynı sayfa onların okuduğu dilde, kendi adresinde ayrıca yazılır.
Sayfanın sitedeki yeri de düşünülür. Adresi yıldan yıla aynı kalır; her dönem içeriği yenilenir. Dönem başında anasayfadan ve menüden görünen bir bağlantı alır, yılın geri kalanında sayfaların en altındaki şeritte durur. Ürün sayfaları ona, o da ürün sayfalarına bağlanır; soruyla gelen ziyaretçi cevabını okuduktan sonra ihtiyacı olan şeyin sayfasına tek dokunuşla geçer. Kapıya asılan küçük bir kâğıt da aynı adrese götürebilir.
Bu sayfa henüz müşteriniz olmayan insanları getirir; çoğu o gün bir şey almaz. İnsan, ilk haftasında kendisine yardım edeni kolay unutmaz. Site içi SEO böyle bir sayfayı satış sayfası gibi değil, kapıyı açan sayfa gibi kurar. Sitenizin adresini yollayın: onu ücretsiz ışığa tutar, boş kalan yerleri birer gölge olarak yazıp göndeririz. Çalışma başlarsa neyin değiştiğini her ayın bitiminde ay sonu özetinde bulursunuz.
Dalış okulumun misafirlerinin yarısı Türkçe bilmiyor; iki dili ayrı sayfalara bölersem sayfam küçülüp aramalarda zayıflamaz mı?
Zayıflamaz; her sayfa kendi dilinde arayan kişiye eksiksiz bir cevap olur. Bugün tek sayfada duran iki metin zaten iki ayrı okura yazılmıştır. Bölerken eski adres Türkçe sayfada kalır, öteki dil yeni bir adres alır ve iki sayfa görünür bir bağlantıyla birbirine bağlanır. Fiyat ya da saat değiştiğinde ikisi aynı gün güncellenir.
İlanlarımdaki fiyatları her hafta güncelleyemiyorum; yanlarına tarih yazarsam sitem bakımsız görünmez mi?
Görünmez; tam tersine okur rakamın ne kadar taze olduğunu bilir ve ona göre sorar. Tarihi olmayan rakam daha çok soru doğurur. Güncelleyemeyeceğiniz ilanlarda rakamın yanına hangi gün yazıldığını ekleyin ve bugünkü fiyat için bir yazışma yolu gösterin. Haftada bir gün ayırıp yalnızca en eski tarihli ilanlara bakmak, hepsini birden izlemeye çalışmaktan kolaydır.
Müşterilerimin bir bölümü “Mağusa”, bir bölümü “Gazimağusa” yazıyor; sitemin adresinde hangisi geçmeli?
Sitenizin adresi için ikisi de olur; aramadaki yerinizi bu seçim tek başına belirlemez. Kısa olan telefonda söylenmesi ve tabelaya yazılması kolay olduğu için çoğu zaman daha kullanışlıdır. Yerleşmiş bir adresi sonradan değiştirmek zahmetli ve risklidir; bugün hangisi kullanılıyorsa onu koruyun. İki adı başlıkta ve ilk paragrafta yerli yerine koymak adresten çok iş görür.
Dükkânımda yabancı dil bilen tek bir çalışanım var; ilk hafta sayfasını o dilde yazdırırsam gelen soruların altından kalkabilir miyim?
İyi yazılmış bir sayfa soruları çoğaltmaz, azaltır; işi zaten tezgâhta yinelenen cevapları önceden vermektir. Sayfada hangi dilde ve hangi saatlerde cevap verebildiğinizi açıkça yazın. O çalışanınızın bulunmadığı saatler için en sık sorulan üç dört sorunun cevabını bir kâğıda yazdırıp kasanın yanına koyun. Veremeyeceğiniz bir hizmeti sayfaya hiç yazmayın.